Bir Dünya istiyorum ki barış ebedi hüküm sürsün..



   Fakat çok şey istiyoruz çok. Herkes kendi uğradığı haksızlığı gösteriyor. Geçmişte kendi ırkına yapıldığına inandığı hareketi bir yandan kınarken  diğer yandan bir şekilde hıncını çıkarmaya çalışıyor. Enteresandır imkan bulsa tek suçu düşman görülen halktan doğmuş bulunan insanlığı bir çırpıda yok edecek. Sonuç koca bir hiç olacak. Aslında karşı taraf için banenedir durum, banane. Ben iyiyim ama, neden olmadığım bir zamanda ki bir vuku için ben yargılanayım ve de zarar görüyorum der. ''Neden'' aslında her sorulması gereken cümlenin başlangıç kelimesi ''neden''. Bu çaresizlik kelimesi hiç bir şeyi anlamamızı sağlamadı, sağlamıyor, lanet olsun ki sağlamayacakta. Kimse ye anlatamayacaksın suçsuzluğunu. Toplum psikolojisi ne yapmamızı istiyorsa onu yapacağız değil mi? Bizim doğrularımız olmayacak. Bütün hükümlerimiz asıl doğruyu değil sadece ve sadece bulunduğumuz tarafı destekleyecek. 2 kere 2 eşittir 5 olacak, çünkü onlar 4 diyor. İşte bu paranoyalar benden milli duyguları alıp götürdü. Ne sağ tarafım kaldı nede sol. Hiç bir yargı bir hüküm ifade etmedi. Çünkü bana doğru bu diyen kişiye neden inanayım. Fazla bildiğin nedir söyle bana? Doğru bildiğin yanlış aslında ey kişi! Kaz kafalı belki de doğru. Ama yanlış ta olabilir. Yani kesin bir şey yoksa neden sana inanıyor muşum?



   Bugun nedense hiç bir önemi olmayan bir eleme grubu maçını izliyorum. Ermenistan ile Türkiye oynuyor. Öncelikle takımın hırsı sanırım biraz Terimin son maçı olmasına birazda Ermenistan ile olan ebedi düşmanlığa dayanıyor. Vuku bulan bir gerçekte Emre, Arda, Servet gibi göz önündeki oyuncuların bir nevi askere bürünmeleri. Sırf askerliği yapmamak için avrupada top koşturmanı vede gelip adaletsizce bedelli yapıp ''çok sevdiğin Türkiye'nde en güzide kuluplerden birinde muhtemelen kaptalıkla noktalayacağın bir serüvene başlamanı anlıyoruz fakat bu hırsın senin  bayıldığın milliyetçiliğine ironik kaçıyor sanki Emre. Öle işin gaz kısmına kaçıp ben Türküm havalarını anca senin ırkçı tayfan yer. Sorsan adama biz zaten askeri vazifemizi milli maçlar ile yapıyoruz der. O stres bize yeter der. Çok daha fazlasını yapıyoruz der. Bizim yeğende yapıyor. Lazımlığı artık kendisi kullanıyor Emre. Ölüm stresi ile o bir midir Emre. Ama işin popilist kısmında da bu zihniyet vardır. Yeri geldi ermeni olduk yeri geldi kürt olduk şehitler öldü türk olmadık şovalyeliğini yapar bu ve bunun gibiler. Ama kaçmanın alasını yaparlar fakat sorsan ondan kahramanı yoktur. Tekmeliğinin motifi osmanlı tuğrasıdır. Bacılarına yan baktırmazlar ama başka bacılara yan bakmakla kalmazlar, kitap yazarlar bu işin ustalığında. Ama kendi bacıları sağlamdır. Zaten olay da budur. Onlara göre diğerleri zaten o yolun yolcusudur, mayasında vardır, zaten bir gün biri yoldan çıkaracaktır. O da ona yardım etmiştir. İyide yapmıştır, bravodur. Ermeni futbolculara şuursuzca dalar arkadan. Nedeni ise ona göre topu almaktır. Hakem görmediğinde Emre  çaktırmadan önüne bakar. Futboluna konsantre olmaya zorlar kendini. Ama adam yerde yatıyordur, yoksa o da benim gibi kronik bir sakatmıdır acaba diye aklından bir insaniyetli duygu geçirmez, çünkü zihniyeti ''o ermeni lan der'', o anda atalarının intikamı çoktan alınmıştır arkasına bakmak için neden yoktur. Emre askerliğini orada üstün hizmet ile tamamlamıştır. Ermeni futbolcu ise arka adalesinin verdiği acı ile tv karşısında onu izleyen ailesini düşünür, bir yandan darbenin verdiği acı diğer yandan eşinin muhtemel duyacağı korkunun ona vermiş olduğu acı.




   Dünya kupası'na gidilemiyor fakat ebedi düşman Ermenistan'ı yeniyoruz. hemde 10 kişi. Üründül diyor ki ''10 kişi oynadığımız için kontrollü bir gidişattayız ve zaten öndeyiz bu çok doğru bir strateji''. Sevgili Üründül; Bu  durum bizi Dünya kupasına gruptan lider çıkarak götürmeyi garantileyen bir maçın gidişatı mı? Neden bahsediyorsun? Neden övündüğünü vede insanlara mutluluğu aşıladığın varsayım dan bahsedermisin bize? Biz neyi kazandık?

   Bu manzaraları görürken atv'yi kapatıp show tv deki devler ligine geçtim. İnsanları mutlulukları ile bıraktım. Akabinde şimdi askerliğimi hatırlıyorum. Bundan yaklaşık 2 sene önce ve şehit haberleri çok geliyordu. Bizde dinlenme saatinde gazinodayız. Haber izliyoruz, ilk haber şehitler. Herkes sövüyor tabi, yalandan milli nidalar yükseliyor. Bu göstermeliklik 5 dakka sürüyor çünkü o psikolojide iki laf söylemek farz. Fakat görev tamamlandı. Her şey işin sıcak kısmında yaşanıyor. Yani popüler kısmında. Olay aslında 5 kişiyi geçtiği için. 1 kişi ölse bu nidalar yükselmeyecek. Neyse Ertesi gün şehitler defnedilecek. Haber izleyen 2 kişi var.  O dünkü haykırışlar da sesi soluğu çıkmayan bir arkadaşım ile ikimiz oturuyoruz. Dünkü kalabalık geliyor aklıma, gözümde canlanıyor. Sevgili Türkçülüğün kralları,  bugun dün o çok üzüldüğümüz şehitler defnediliyor demek istiyorum sanırım unuttunuz. Ama hepsi birden mi unuttu diyor içimdeki bilir beyin. Biz onlar neznin de  orada iki küfür etmedik diye belki de yaftalandık ama tv karşısındayız hala memet..  Demiyorum tabi, onları mutlulukları ile başbaşa bırakıyorum yine..

2 [ YORUM YAZ ]:

brokoli dedi ki...

İşte gerçek "futbol dili ve edebiyatı" budur başkan. Bravo, çok hoş olmuş soluksuz okudum!

[Uğur Kaya] dedi ki...

saol hocam, teveccü gösteriyorsun.