Müşteri memnuniyeti



Resmin tamamının göründüğünden emin değilim zira enine doğru baya bi uzuyor. Kısaca konuyu aktarayım; Football Manager 2010 oyununda Chelsea ile deplasman maçına çıktım ve biri penaltı biri ofsayt olmak üzere 2 gol yedim. Bir tane de attım. Bu durumda maç kaç kaç bitmiştir? Evet, 2-1. Gruptan çıkmayı zaten garantilemiş benim takım, Chelsea hayvan gibi bastırıp hile hurdayla maçı kazanıyor, helal ediyorum ben de hakkımı. Ama taraftarlar ne içtilerse pek memnun olmuyorlar sonuçtan. Şunu diyorlar; David Villa oynamayacağımış da Sercan Yıldırım oynayacağımış. Yeryüzünün en kazma yedek forveti Sercan? Yog yav?
Futbolcuların ayağına krampon almadım, lescon halı saha ayakkabılarıyla maça gönderiyorum, ordan burdan denkleştirdim, az da Adnan Polat'a yalvardım bi şekilde David Villa'yı alabilecek kadar para tuttum kasada. Gittim adamı aldım, koştular hemen formalarını aldılar, shirt sales boosted falan oldu. Chelsea karşısında oynatmayacakmışım ben bu adamı. Dallama taraftar.

Konuyu gerçek hayata getirmek için ufak bir örnek olarak verdim bu fm yaşanmışlığını. Cümle içinde yaşanmışlık kelimesi kullandım. Tam -mışlık kısmını tuşlarken ağzımda bir puro ve ensemde bir at kuyruğu belirdi. Çok etkili kelimeymiş.

Gündemde bir konu var. Ahlaksız spor basını ısrarla Rijkaard'ı göndermeye uğraşıyor, yazıp çiziyorlar. Taraftarların bir kısmı ise daha 3 ay önce dağlara taşlara kazıdıkları sabır yeminlerini bozmuş, sürekli atıp tutuyor. O öyle olmazmış, bu böyle olmazmış, şunu şöyle yapmamışmış, yok donu düşmüş, fermuarı yırtılmış, ketçap mayonez. Ulan adamın eleştirilmeyen bi saçı kalmıştı, onu da yaptılar. Fazla kıvırcıkmış, öyle teknik direktör mü olurmuş. E siz değil miydiniz 'bu yıl total futbola başlayacaz, bi sene alışma devresi, futbolcuların sisteme ayak uydurması kılı yünü derken bu yılı gözden çıkarıyoruz ama seneye ver elini şampiyonluk, kupalar, elveda ay, feza' edebiyatı yapan?
İnsanoğlu doymuyor arkadaş.. Özellikle futbolda, haklı olarak, hep daha fazlasını istiyor taraftar. Fernando Gago'nun transfer haberi yapıldı, ona burun kıvıran adam var lan. Kimi alalım olm? Xavi'yi mi getirem? Ben mi gidip oynayayım? Şu an gösterdiğim tepkinin 'ülen marek heinz, cihan haspolatlı, orhanak müstehak size!!' çizgisine gitmeye başladığını farkettim, neyse ki çabuk toparladım kendimi.

Türkiye'deki taraftar profili hepinizin malumu, bunu deşmeye gerek görmüyorum. En ufak bir sendelemede tüm takımın üzerine çullanan, ölesiye sağı solu eleştiren, 'are you player, are you player? are you big player?' diye atarlanan bir kitle var. Aynı kitlenin tribün terörünün de bir numaralı sorumlusu olduğuna inanıyorum.
Herkesin aynı şekilde takım tutmasını beklemiyorum elbette, herkes farklı gözlerle izliyor maçları, farklı kafalarla yorum getiriyor. Ancak herkesin birleştiği nokta eleştiri süreci. Kahveye gidin, maç içerisinde yanlış bir hareket yapan futbolcu olursa en arkadan yüksek sesle bacağına falan sövün. İki saniye içinde aynı futbolcuya tüm kahve içinden sadece iki kelime (amına, koyim) seçebildiğiniz garip bir uğultuyla tepki göstermezse ben de taraftarlığı bırakıyorum. Bu küçük testten neyi anlayabiliriz?

a) eleştirmek insana kendini iyi hissettirir
b) hava soğuk çok
c) sabri'nin ayağınınamınakoyim
d) sabri kötü bir futbolcu

bence a şıkkı doğru. Hıncal Uluç kaç yaşında? (atıyorum) 97 (attım). Gidin sorun, 'bu yaşta nasıl bu kadar zinde oluyon, nası oluyo bu iş?' diye, size şöyle diyecektir; 'o ne biçim saç lan, burnun da kızarık, ayakkabıların adamsa miami shaq olsun baban adam değil'
Demek ki eleştirmek insana yaşadığını hissettiren inanılmaz bir kudrettir. Bu nedenle en ufak başarısızlıkla ortaya çıkan yoğun eleştiri sağanağı insan doğasının gereğidir. Ulan hayır yazıya başlarken niyetim tatminsiz ve sabırsız taraftarlara giydirip çok yanlış yolda olduklarını söylemekti, yazının sonuna doğru adamlara hak verdiğime karar verdim. Nasıl bi fırtına koptu içimde bilemezsiniz.
Ama bence de Keita'yı çıkarmak çok gereksizdi. Noldu sen Keita'yı çıkarınca? Naptı Nonda? Ortasahaya geldi top dağıttı. E santrfor? Golü kim atacak olm, onu de bana?

Niye eleştirmeye ve yıkıcı yorum yapmaya bu kadar meyilliyiz? Var mı fikri olan? İlk bilene benden PES 2010!!!

(Haha, yok PES falan. Ben Fifa '99 oynuyorum lan, nasıl dağıtayım PES?)

3 [ YORUM YAZ ]:

İlkin Nasirov dedi ki...

Yazinin basinda 2010 futbol manager oynadigini, sonundaysa fifa99 oynadigini yaziyosun. Hangisine inanalim?

Adsız dedi ki...

Milletin işi gücü yok, eleştirmekten keyif alıyolar.

[Uğur Kaya] dedi ki...

:))