Süper Lig'de Haftanın Panoraması



Son haftanın provası olarak nitelendirilebilecek 33. haftayı Bursaspor bay geçerken küme düşecek son takım da Diyarbakırspor olarak belirlendi... Komplo teorilerine tezat olarak Diyarbakırspor maça çıktı ve çatır çatır oynadı topunu... Ancak asıl komplo teorisi, Ankara'nın göbeğini kaplıyor ve taraftar isyanlara giriyordu...

---

Gollerin Anatomisi

Haftanın en ilginç olayı gollerdi. Daha doğrusu golleri atan isimler.

Nihat Kahveci, Tita, Mehmet Topuz, İsa Kaykun, Veysel Sarı, Murat Tosun; giydikleri formalar altında sezon içindeki ilk gollerini atarken; Hüseyin Tok, Yalçın Ayhan, Murat Kalkan ise kendi kalesini vuran isimler oldu.

---

Düşene Bir Tekme...

Küme düşen Denizlispor ile en azından bir basamak daha yükselme ümidiyle maçlara çıkan Trabzonspor'un mücadelesinde gülen taraf 2-1'lik skorla Trabzon olurken, son hafta çıkacağı ligin kaderini belirleyecek mücadele için maç sonunda "Gideceğiz, mağlup olup geleceğiz" diyen Trabzonspor başkanı Sadri Şener'in ifadesi garipti...

Ahmet Cebe yıllardır yapamadığı patlamanın içinde yarattığı tesirle skoru eşitlese de, ki skor 6. dakikada bozulmuştu zaten, 60. dakikada Murat Tosun'un golü Karadeniz ekibine üç puanı getiriyordu...

Trabzonspor için bu saatten sonra öncelik kesinlikle Avrupa olmalı. Hedef şampiyonluk, diye diye yirmi küsür yılı yediler, artık gözleri Edirne dışına dikmenin vakti geldi de geçiyor bile... Ha bu kadroyla Avrupa'da ne yapar, orası büyük bir muamma... Ama sezon bitiminden sonra kolları sıvarsa çok değil beş sağlam takviye ile en azından UEFA'da çeyrek finali geçebilir...

Denizlispor'un neresinden tutsak elimizde kalıyor; başkanından teknik heyetine, oyunculardan yabancı oyuncu tercihine kadar... Her şeyi, ama her şeyi yenilemeli Denizlispor. Sıfırdan bir takım yaratmalı şehir. Yoksa asansör takım olacaktır. Kaldı ki, tekrar yükselebileceği bile çok büyük bir muamma...

Şikeciler Dışarı

Herkesin birbirini şike ile suçladığı maçta, Ankara'da Ankaragücü'nü 3-0 gibi net ve rahat bir skorla geçen Fenerbahçe tüm eleştirilere, içeride yaşanan çatırtılara rağmen bol gollü galibiyetlerine bir yenisini daha eklerken; 100. golü de Cristian uzaktan şık bir vuruşla atıyordu...

Kaleci Serkan, milli takımın üçüncü kalecisi. Yediği golleri tekrar tekrar izliyorum, anlam veremiyorum. Nasıl bir ülkeyiz, bu mu kaleci yetiştirme anlayışımız... Ha, yetiştirilen değerleri küçümsemek veya hor görmek değil amacım. Serkan bunu hep yapıyor. Ankaragücü'nün kalanına bakıyoruz, yarısı Ankaraspor'dan apartılan oyuncular, bir kısmı ise yabancı ve takımdan bihaber sadece çıkıp topunu oynama derdinde, bir kısmı ise takımdan uzaklaştırılmaya çalışılan "gerçek" Ankaragüçlüler.

Yazılacak şey çok, Ankaragücü için ne söylense boş.

Fenerbahçe'ye bakıyoruz, cidden ilk devrenin sonunda "Kurtuluş Savaşı" yakıştırılması yapılan bir Denizlispor varken, gerçek Kurtuluş Savaşı'nı resmen Fenerbahçe verdi ve kazandı. Şampiyon olsa da, olmasa da... Kazandı. Ezeli rakiplerinin gerisinden gelip ligi şampiyonlar ligi sırasında bitirmek hangi ülkede olursanız olun, kazanmaktır.

The End

Diyarbakır için yolun sonu. İddialı giriş yaptıkları sezona havaya saçtıkları puanların neticesiyle Bank Asya'ya düşerek veda ettiler. Esasında güçlü bir takımdı, güzel bir kadrosu vardı. Ancak başta saha dışı etmenler ve teknik direktörler üzerinde anlamsızca oluşturulmaya çalışılan baskılar her şeyin önüne geçti. Parasal sorunlar da cabası...

Kasımpaşa ise zar zor da olsa 1-0 kazanırken, artık hava atma zamanı yaşıyor. Ligi olabilecek en iyi şekilde bitirecekleri aşikar. Yılmaz Vural'ın Barcelona'sı, yeni sezona iddialı girerse ilk altı için mücadele edecek en az dokuz takım olacak... Keşke daha da çok olsa...

Transfer Maçları

Orta sıraların anlamsız mücadeleleri, orta sahada top çevirmekten çıkıyorsa; bilin ki transfer olmak isteyen oyuncuların yırtındığı maçlar oluyor. Mustafa Pektemek, Galatasaray'a gitmek için mi oynuyor? Akıllarda oluşan soru bu. Gaziantep ve Gençlerbirliği'nin mücadelesinden futbolen de skoren de kazanan çıkmadı. Yalnız işin çok ilginç bir yönü de var ki; Thomas Doll ve Coucerio gibi iki "klas" teknik direktörün takımları nasıl bu kadar kısır futbol oynar? O adamlar da mı Türkleşti?

Kayserispor - İBB mücadelesi ise, Tolunay Kafkas'ın son maçı olarak tarihe geçerken; İBB bir klasiği gerçekleştirerek ilk yarısını geride kapattığı maçtan puan almayı başardı. Kayserispor ise bir kez daha kaybettiği puanlara takriben, gol krallığındaki Makukula'nın gol atmış olmasına sevindi.

Yürekle Değil Bilekle

Sivasspor'un uyuşuk oyunu, Es-Es karşısında da sahadaydı. Tek bir fark var ki; bu sezon eski dirençli görüntüsünden eser olmayan Mehmet Yıldız'ın eliyle düzeltip attığı gol, tüm güzelliklerin küfürcüsüydü. Ama futbol tanrıları bile buna izin vermedi ve maç karşılıklı atılan gollerle berabere bitti. Maçın bitişinden bir hafta geçmeden yapılan transfer haberlerinin gelmesi, Es-Es'in doğru yolda olduğunu gösteriyor. Batuhan gibi bir oyuncuyu 2 milyon dolara almak ve Burhan gibi süratli bir topçuyla anlaşabilmek, seneye daha atak daha dirençli ve daha genç bir Eskişehirspor izleyeceğimizin habercisi...

Sivasspor ise tam bir karmaşa içinde. Küme düşmedikleri için şanslı olduklarını düşünüyorlar, asıl yarış şimdi başlıyor; hatalarından ders çıkaran bir Sivas mı izleyeceğiz, yoksa yeni Denizlispor mu olacaklar?

Aynı Tas Aynı Hamam

Galatasaray Antalya'ya yine, yeni, yeniden kaybetti. Söylenecek hiçbir şey yok, kendi sahanda tarihinde oynadığın son maçta attığın son golünü eski oyuncun kendi kalesine atıyorsa senin özür dileyip maçı bırakman gerekir.

Necati Ateş'in dediği kadar var; Galatasaray kazanma ruhunu kaybetti. Ciddi manada hem de. Oyuncular oynamıyor, teknik heyette bir reaksiyon yok, yönetim suskun. Birisinin kadro dışı bıraktığını birisi kadroya alıyor, birinin tekme attığını biri okşuyor. Herkes ayrı telden çalarsa, adam maça girer, ilk buluştuğu topta beşinci saniyede golünü atar sen de "Aykut şanssızlığı" deyip geçersin. Aykut şanssızsa küme düş o zaman arkadaş...

Antalyaspor'a helal olsun, istediler, oynadılar ve kazandılar. Attıkları iki gol de zeka dolu pasların ürünü, Galatasaray da hala "ligin asistçisi Arda" desin... Ha işin ironik kısmı Yalçın'ın kendi kalesini vurduğu golün ortası da Arda'dan gelmişti...

Siyahla Beyazın Maçı

İki "siyah beyaz" takımın İnönü'deki maçını şanssızlığını kıran taraf kazanırken, Nihat Kahveci Beşiktaş formasıyla bu sezonki ilk golünü attı. Asıl kazanç, üç puandan ziyade Nihat'tı.

Beşiktaş yeni sezonu düşlemeye başlarken üçüncülük peşine de düştü ama son hafta Bursaspor mücadelesinden üç puan çıkarsa bile, Galatasaray'ın Gençlerbirliği karşısında pek kaybetme ihtimali olduğunu düşünmediğim için, sezonu biraz daha erken açacaklarını öngörmek abesle iştigal olmaz.

Manisaspor ise küme düşmekten zor kurtulduğu bir sezonun ardından sanırım yeni sezonu planlamaya başlamıştır. Onlar için üst sıralardan ziyade Türkiye Kupası'nda bir ekol yaratabilmeleri ideal görünüyor esasında. Kaliteli yabancıları var, yerli oyuncuları da genç. Avrupa'ya gitmenin kestirme yolunu kullanabilirlerse, paraları da olur...

2 [ YORUM YAZ ]:

SirEvo dedi ki...

Nihat'ın 2. golüydü. :)

brokoli dedi ki...

Ah, unutmuşum... Haklısınız...